ULUSLARASI DENİZ HUKUKU VE DENİZ SINIRLARININ BELİRLENMESİ

Güncelleme tarihi: 16 Eki

Yerkürenin önemli bir bölümünü kaplayan denizler; asırlardır devletler ve kişiler tarafından farklı amaçlarla kullanılmaktadır. Geleneksel olarak denizlerin canlı kaynaklarından yararlanılsa da teknolojinin gelişimi, doğal kaynak arayışı ve güvenlik ihtiyacı gibi sebeplerden denizlerin önemi oldukça artmıştır. Madeni kaynak elde edilmesinin yanı sıra denizler, ulaşım ve ticaret maksadıyla da yoğun olarak kullanılır hale gelmiştir. Bugün dünya ticaretinin %90’ı denizlerle sağlanmaktadır. Ayrıca denizler, doğal kaynakların borular vasıtasıyla taşımacılığının sağlanması, iletişim ağlarının denizlerden geçmesi bakımından da önemlidir. Devletler, denizleri askeri maksatlarla da kullanmakta ve tatbikatlar düzenlemektedir.



Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS)

Deniz hukukunun temelleri 20.yy’da atılmıştır. 17. Yüzyıldan 20. Yüzyıla kadar uluslararası hukukta, tüm devletlerin denizlerden serbestçe yararlanabileceğini ifade eden ‘’denizlerin serbestliği’’ ilkesi hakimdir. Ancak, değişen teknoloji ve ihtiyaçlarla denizlerle ilgili bir düzenleme yapılması ihtiyacı doğmuştur. Milletler Cemiyeti’nin çalışmaları ve La Hey Konferansıyla ilk adımlar atılmış ve nihayet 1994’te yürürlüğe giren BMDHS doğmuştur.



Devletlerin Egemenliği Altındaki Deniz Alanları

+Cenevre Karasuları Bitişik Bölge Sözleşmesi hükümlerince, kıyı ile denizin birleşme çizgisi olan ‘’düz esas çizgi’’ belirlenir. Bu kural adalar ve takımadalar için de geçerlidir, ancak fazlaca açıkta bulunan adalar bu sisteme dahil edilmez.


+ Düz esas çizgi ile kara ülkesi arasında kalan sular devletin ‘’içsularıdır’’. Devlet içsular üzerinde tam egemendir, başka devletlerin gemilerinin ‘’zararsız geçiş hakkı’’ dahi bulunmamaktadır. Türkiye’de bu konuda düzenleme yetkisi 2674 Sayılı Karasuları Kanunu ile Bakanlar Kurulu’na verilmiştir.


+ ‘’Karasuları’’; 1930 La Hey Kodifikasyon Konferansına göre, bir kıyı devletinin kıyıları etrafında belirli bir uzaklığa kadar giden ve o devletin egemenliği altındaki deniz alanını ifade eder. Karasuları, BMDHS’ne göre 12 milden daha geniş ilan edilmemelidir.

Türkiye’nin karasuları genişliği Akdeniz ve Karadeniz’de 12 mil olarak, Ege Denizi’nde ise 6 mil olarak ilan edilmiştir.


+ Kıyı devleti, boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını da münhasıran kullanmaktadır. Ancak, tüm devletlerin uluslararası boğazlardan ‘’transit geçiş’’ hakkı vardır.

Türk boğazlarıyla ilgili geçiş rejimi, 1936 tarihli ‘’Montreux Boğazlar Sözleşmesi’’ ile belirlenmiştir.


+ Açık deniz kavramı ise, ‘’bir devletin münhasır ekonomik bölgesine, karasularına veya iç sularına dahil olmayan bütün deniz alanları’’ olarak tanımlanır. Ülkelerin bu bölgelerde, ulaşım, balıkçılık, uçuş, denizaltı kabloları ya da boru hatları döşeme özgürlüklerinin yanı sıra askeri tatbikat ve silah testleri gerçekleştirme, bilimsel araştırma yapma ve sıcak takip gibi yetkileri vardır.



Bitişik Bölge: Kıyı devleti, karasuları ile münhasır ekonomik bölgeleri arasında kalan ve deniz esas çizgisinden itibaren en fazla 24 deniz miline kadar olan bölgeyi ‘’bitişik bölge’’ ilan edebilir. Devletler bu bölge üstünde olası karasuları ihlallerine ve mevcut ihlallere karşı güvenlik tedbirleri alma hakkına sahiptir. Ancak, bölgede tam egemenliğe sahip değildir.


Kıta Sahanlığı: Bir kara ülkesinin denizin altındaki doğal uzantısına verilen addır. Truman Bildirisi’yle ortaya çıkan bu kavram, bölgedeki doğal kaynakların ve çıkarma izninin kıyı devletine ait olduğunu ifade eder. Kıta sahanlığı deniz yüzeyi ile tabanı arasındaki derinliğin 200 metre olduğu alana kadar uzanır. Doğal kaynakların işletilebilirliği nedeniyle 200 deniz milinden öteye uzatılabilen bu bölge en fazla 350 mil olabilir.

Türkiye Karadeniz’de 1978 yılında Sovyetler Birliği ile kıta sahanlığı sınırını oluşturmuştur. Bu antlaşmaya Ukrayna, Rusya Federasyonu ve Gürcistan haleftir. Bulgaristan ile olan sınır ise 1997 tarihli anlaşma ile oluşturulmuştur (Resmi Gazete). Ancak hem Ege’de hem de Akdeniz’de Türkiye ile ilgili kıta sahanlığı oluşturulabilmiş değildir.


Münhasır Ekonomik Bölge: Devletlerin, denizlerdeki canlı ve cansız kaynaklar üzerindeki hak taleplerinden doğan bu kavram esas çizgiden itibaren 200 mil olabilmektedir. Bu hak devletlere sadece bölgedeki doğal kaynakları kullanma yetkisi verir.


*Türkiye, sadece 1986 yılında Karadeniz’de MEB ilan etmiştir ve Sovyetler Birliği ile sınırını oluşturmuştur (Resmi Gazete). Ancak, Türkiye Ege ve Akdeniz’de MEB ilan etmemiştir.




Takımada Devleti ve Takımada Suları


Birbirleri ile coğrafi, ekonomik ve siyasi olarak sıkı sıkıya bağlı ya da öyle olduğu tarihi olarak kabul edilen devlete ‘’takımada devleti’’ denir.(BMDHS, madde,46.)

Takımada suları, devleti oluşturan adalardan en dışta olanlarının en dış noktalarının harita üzerinde birleştirilmesiyle elde edilir. Bu çizgiler 100 deniz milini geçemez.



Devletler Arasında Deniz Sınırlarının Tespiti

İki ülkenin karşı kıyıdaş ve yandaş olduğu durumlarda, ülkelerin münhasır ekonomik bölgesi, kıta sahanlığı ve karasuları bakımından farklı sınır tespitleri yapılacaktır. Her iki ülkeye de eşit deniz alanı vermesi genel kuraldır. Ancak, 1958 Cenevre Sözleşmesine BMDHS’ne göre ‘’tarihsel hakimiyet veya diğer özel şartların bulunduğu durumlarda farklı bir sınırlandırma gerekiyorsa’’ bu kural uygulanmayacaktır.

Özel şartların neler olduğu açıkça belirtilmemiş ve iki ülke arasında anlaşmazlık çıkması durumunda karar uluslararası yargı organlarına bırakılmıştır. Bu karar alınırken ‘’hakkaniyet prensipleri’’ne uyulmalı ve ‘’bir devletin deniz alanının diğer devletin kıyılarının önünü büyük ölçüde kapatmaması’’ gibi esaslar göz önünde bulundurulmalıdır.

Günümüzde; ülkelerin doğal kaynakları paylaşamaması, coğrafi etkenlerin önüne geçmekte ve diplomatik krizleri doğurmaktadır. Deniz sınırları tespitinin, halen yasalarla keskin bir kurala bağlanamaması, ülkelerarası anlaşmazlığa yol açmaktadır. Sınırların belirlenmesine ilişkin çalışmalarda ‘’hakça çözüm’’ bulmak uluslararası hukukun gereğidir.


 


KAYNAKÇA

*ACER, Yücel; KAYA, İbrahim: Uluslararası Hukuk , TÜBA Yayınc