İtalya Tarihinde Bir Yolsuzluk: TEMİZ ELLER (MANİ PULİTE)

ÖN BİLGİLENDİRME

Temiz Eller (İtalyanca: Mani pulite), 1990'larda İtalya'da siyasi yolsuzluklarla ilgili ulusal çapta yapılan bir yargı soruşturmasıdır. İtalya’da, neredeyse tüm kamu personeli ve siyasi parti üyelerinin sorgulandığı (bazı kaynaklara göre 7 bin kişiden fazla kişi göz altına alınmıştır) bir yolsuzluk operasyonudur.



 

1992 yılında İtalyan Savcı Giovanni Falcone ve eşinin bombalı bir saldırı da öldürülmesi, İtalya’da büyük bir deprem etkisi yaratmıştı. Giovanni Falcone, zamanının büyük bir kısmını Sicilya’daki mafya ağını soruşturmaya harcıyordu. Bu suikasti mafyanın düzenlediği açıktı. Ancak, bu olay mafya için sonun başlangıcı oldu. Yargı mensupları tarafından olay titizlikle ele alınarak, konuya dair tüm dosyalar araştırılmaya başlandı.


Bu sırada, önüne gelen bir nafaka davası üzerinde çalışan savcı Antonio Di Pietro büyük bir yolsuzluk operasyonunun kilidini çözdü. Yolsuzluk yapan kişi bir düşkünler evinin müdürüydü. Karısının nafaka davası sürecinde iddia ettiği üzere, devlet ihalelerini rüşvet karşılığında iş adamlarına veriyordu. Eski bir polis olan Di Pietro hemen harekete geçti ve Chiesa’yı rüşvet alırken suçüstü yakalattı. Chiesa’nın bilgisayarına ve banka hesaplarına el koyuldu. Ardından yolsuzluk zinciri büyük bir hızla çözülmeye başladı. Bilgisayardan edinilen bilgilerde aralarında İtalya’nın en ünlü politikacıların da yer aldığı 7 bin kişinin ismi ve aldıkları rüşvetler kayıtlıydı. Bu andan itibaren üstüne gidilen her isim, yeni bir ipucu ve yeni kanıtlar ortaya çıkarmaya başladı. Skandallar o kadar çok ses getirdi ki, İtalya’da yönetimde bulunan herkes ya tutuklandı ya da soruşturmaya alındı. Yasama ve yürütme kilitlendi. Hükümet çalışamaz hale geldi. Yıllardır ülkeyi yöneten siyasi sınıf devrilme tehlikesi ile karşı karşıya kaldı.

Giulio Andreotti’nin de skandallar ile isminin anılması artık operasyonun son ayağı olmuştu. Üç kez İtalya başbakanı seçilmiş, başta Dışişleri olmak üzere birçok Bakanlık görevinde bulumuş ve halen parlamento üyesi olan Andreotti’nin dokunulmazlığı kendi isteği ile kaldırıldı. Tüm bu olayları başlatan Savcı Di Pietro İtalya’da milli kahraman ilan edildi. Sonrasında Di Pietro, ülkede adaletli işleyen ve tek sağlam kurum olan yargının sembol ismi oldu. Halk sokaklara çıkıp İtalya yargısını savunuyordu. Referandum ile ülkede seçim sistemi değiştirildi. İtalyanlar birinci cumhuriyete ‘‘arrivederci’’ diyerek ikinci cumhuriyeti kurmuştu.

İkinci cumhuriyet bütün ülkede zafer gibi kutlandı. Kendi tabirleri ile İtalyanlar ‘’kan emici vampirler ve dinozorlardan’’ kurtuldu. Bu başlıklar uzun süre gazetelerde geniş bir yer kapladı. İtalyanlar uzun bir aradan sonra parlamentoda çoğunluğa sahip güçlü bir iktidara merhaba dediler.



 


ŞAHSIMCA

Savcı Di Pietro’nun ‘’Hayatımın Davası’’ diye adlandırdığı bu olay tüm dünyaya örnek nitelikte olmalıdır. Bu yaşananlar ile görüyoruz ki ülkelerin siyasi hayatlarında hukuk üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı gibi kavramlar hayati derecede önem arz ediyor. Hatta 2010 yılında ülkemizde röportaj veren ünlü İtalyan Savcı Felice Casson; dokunulmazların, dokunulmazlıklarının kaldırılmasının ve yargı bağımsızlığının benzer durumlarda çok mühim olduğunu, hukuk devleti olabilmek için uygulanması gerektiğini vurgulamıştır.




Yazar: Batınay KAPLAN

 
















KAYNAKÇA

-a b Stephen P. Koff (2002). Italy: From the 1st to the 2nd Republic. Routledge. s. 2. ISBN 9780-203-00536-1.

-BBC, Mani Pulite Documentary

-CNN Türk, 5n1k Felice Casson Röportajı

-BBC, Antonio Di Pietro Interview