YAŞAMA HAKKI VE İDAM

Güncelleme tarihi: 24 Oca 2021

İdam; bir devletin yargı organlarının bir kişinin işlediği suça karşılık olarak verdiği ölüm cezasının infazına denir. Ölüm cezası, ilk başlarda, toplumların büyük çoğunluğu tarafından uygulanmıştır. Tarihi açıdan -çoğunlukla- işkence ve toplumsal alanda uygulanılarak suç işlemenin caydırıcılığının artırılması amaçlanmıştır.  

 

Ölüm cezası, şuan 58 ülkede uygulanmaktadır. Uygulamadan kaldıran ülkelerin sayısı süreç içinde farklı bildirgeler, sözleşmeler veya uluslararası anlaşmalarla artmıştır. Bu metinlerden ilki ve en önemlisi 30 maddeden oluşan İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, 10 Aralık 1948 günü Fransa’nın başkenti Paris’te toplanan BM Genel Kurulunda kabul ve ilan edilmiştir. İnsan hakları evrensel bildirgesinin 3. Maddesi gereğince “herkes yaşama hakkına sahiptir”. Bu madde  idamın kaldırılmasının ilk gerekçesi uluslararası alanda resmileştirilmiştir. Bu belgelerden ikincisi olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ise 1950 yılında Avrupa ülkeleri tarafından (Türkiye dahil) imzalanmış, 1953 yılında yürürlüğe girmiştir. Sözleşmenin 2. maddesi olan “Yaşam hakkı” gereği 

“Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.” Yaşam hakkının, bu madde ile,  İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden daha kesin bir yükümlülük yükleyen bir uluslararası sözleşme ile bağlayıcılığı artmıştır.  Ayrıca 3 Mayıs 2002 tarihinde yayınlanan 13 numaralı ek protokol ile ölüm cezasının her durumda kaldırılması kararlaştırılmıştır (Türkiye bu protokolü 9 Ocak 2004 tarihinde imzalamıştır.).

Türkiye ölüm cezasını 1984'ten beri fiilen uygulamamaktadır ve 2004’te tamamen kaldırmıştır. 5218 sayılı kanunla TCK’den ölüm cezası ile ilgili hükümler çıkarılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nde ölüm cezasının kaldırılmasının ana sebeplerinden biri T.C. Anayasası’nın 17. maddesinde yer alan “herkes yaşam hakkına sahiptir” ibaresidir, buna ek olarak 38. maddede “herhangi bir suçtan dolayı ölüm cezası verilemez” denilmektedir.  Aynı zamanda Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. protokolü gereği ölüm cezasını uygulayamaz. Türkiye’nin bu cezayı geri getirebilmesi için anayasal bir dayanak oluşturması gerekiyor öncelikle. Fakat bu dayanağı oluşturması ve ölüm cezasını geri getirmesi demek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne aykırı olmaktadır. Bunun sonucunda da Avrupa Konseyi’nden çıkarılmaya ve uluslararası alanda yalnızlaştırılmaya kadar gidebilecek bir süreç olduğunu söylemek mümkün.  


 

Sonuçta, ölüm cezasının geri getirilmesi toplum ve siyasiler tarafından sıkça tartışılır hale gelmiştir. Fakat bütün bu tartışmaların yanı sıra yukarıda belirtilen uluslararası metinler göz önünde tutulmamaktadır. Bu bağlamda gelecek zamanlarda AİHS’ye uygun hareket etmek isteyen bir ülkenin ölüm cezasını geri getirmesi mümkün değildir. Türkiye’nin taraf olduğu/onayladığı birçok uluslararası düzenleme ve aynı zamanda iç hukukundaki yaşama hakkının kutsallığına paralel düzenlemeleri dolayısıyla idam cezasının toplum nezdinde bir tartışmadan öteye gitmesi ancak Türkiye’nin belirleyeceği dış ilişkiler kapsamında olacaktır. 




Yazar: Ece AKYOL

 

KAYNAKÇA:

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/508536

https://ticaret.edu.tr/uploads/Kutuphane/dergi/s10/M00146.pdf

https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96l%C3%BCm_cezas%C4%B1

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/607581

https://www.echr.coe.int/documents/convention_tur.pdf

https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27de_%C3%B6l%C3%BCm_cezas%C4%B1

https://humanrightscenter.bilgi.edu.tr/tr/content/49-avrupa-insan-haklar-sozlesmesi/

394 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör