LİBERALİZM VE ALT DALLARI

İdeoloji, aralarında olabildiğince çelişki olmayan formel görüşler birliği olarak tanımlanabilir. İdeolojileri inceleyen, bilimsel veya düşünsel alanda öğretiye bağlı kalarak onun gelişmesine katkı sağlayan kimselere ideolog denir. İdeolojiler tarih boyunca çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulmuştur: Ana ideolojiler, melez ideolojiler, mahalli (yerel) ideolojiler, ideolojimsiler…


 

Ana ideolojiler olarak bahsettiğimiz ideolojiler, tarih boyunca en fazla ilerleme kat etmiş, popülaritesi en fazla olan ideolojilerdir. Üç ana ideoloji söz konusudur: liberalizm, muhafazakârlık ve sosyalizm. Tarihte biçimsel olarak bir düzene sokulan ilk ideoloji liberalizmdir. Liberalizme tepki olarak muhafazakârlık ortaya çıkmış ve ardından yine liberalizme tepki olarak sosyalizm ortaya çıkmıştır. Günümüzde ise liberalizm ve sosyalizm arasında derin çatışmalar yaşanmaktadır. Muhafazakârlık ise şartlara göre farklılık göstermekte olup kimi zaman sosyalizmle kimi zaman liberalizmle paralel doğrultuda ilerlemektedir.

Kısaca liberalizmin tanımını yapacak olursak, Liberalizm: bireyler ve ekonomik güçler arasında bağımsızca rekabet etme anlayışını temel alan, devletin bu rekabet ortamına müdahalede bulunmaması gerektiğini savunan siyasal ve ekonomik bir dünya görüşüdür. Liberal fikirler 17. Yüzyıl’da belirginleşmeye başlamış fakat dünya tarihinde daha erken zamanlarda da bahsedildiği olmuştur. M.Ö.4. Yüzyıl’da Çinli düşünür Mozi’nin fikirleri, 14. Yüzyıl’da ünlü İslami düşünür İbni Haldun’un fikirleri, 17. Yüzyıl’da John Locke, 18. Yüzyıl’da David Hume ve Adam Smith’in katkılarıyla liberal düşünce akımı gelişmiş ve yaygınlaşmıştır. Günümüz ve yakın tarihimizde ise çoğu insan tarafından desteklenen bir ana ideoloji haline gelmiştir. Liberalizm kendi içinde üç alt başlığa ayrılmaktadır. Bunlar: Klasik liberalizm, Amerikan liberalizmi ve anarko-kapitalizmdir.

Konuları bir bütün olarak ele almamız sebebiyle bu alt ideolojileri inceleyeceğiz.


a) Klasik Liberalizm

Klasik liberalizmin Batı Avrupa ülkelerinde ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Richard Overy, John Locke, David Hume, Adam Smith’in fikirleriyle birlikte gelişim göstermiştir. Klasik liberaller kendiliğinden doğan düzen fikrini savunmuşlardır. Beşeri kurumların kendiliğinden ortaya çıktığını, insanın eseri değil inkişaf olduğuna görüşlerinde yer vermişlerdir. Klasik liberallere göre devletin olması bir gerekliliktir ancak minimal olmalıdır. Devlet sadece kendine yetki tanınan alanlarda varlık göstermeli, düşüncesindedirler fakat tarih boyunca bu hep böyle olmamıştır. Bunun en temel nedeni, devletin büyüme eğiliminde olmasıdır. Devletler düşünülenin aksine lineer (düz) bir çizgide ilerlemeyip büyüme ve gelişim göstermişlerdir.


b) Amerikan Liberalizmi

Amerikan Liberalizmi olarak adlandırılan bu düşünce akımına, günümüzde yeni liberalizm, sosyal liberalizm gibi isimler de verilmektedir. 19. Yüzyıl’da Batı Avrupa’da varlık göstermiş ve gelişim sağlamıştır. Klasik liberallerin aksine sosyal liberaller, devletin hayatımızda daha da fazla rol almasını savunurlar. Sosyal devlet anlayışı içinde aktif yaşama müdahalelerde bulunup, eşitsizlikleri ortadan kaldırıp refahın yükselmesini amaçlarlar. Sosyal liberalizm ile Avrupa’daki demokratik sosyalizmin birbirlerine paralel doğrultuda ilerleyen düşünceleri vardır. Sosyal liberalizmin gelişmesine katkı sağlayan ve bu noktada ön plana çıkan iki düşünür vardır: John Rawls ve Ronald Dworkin.

Geçmişten günümüze liberalizm akımı incelendiğinde temel düşüncenin klasik liberalizm olduğu sonucuna ulaşılabilir fakat günümüzde sosyal liberalist düşünürlerin, araştırmacıların, siyasetçilerin sayısının ve baskınlığının arttığını söyleyebiliriz. Ultra minimal devlet düşüncesini benimseyen minarşizm ve devleti tamamıyla reddeden anarko kapitalizm ise daha az bilinmektedir.


c) Anarko Kapitalizm

Liberalizmin alt başlığı ve aşırıya kaçan biçimi, anarko kapitalizm olarak bilinmektedir. Anarko kapitalizme “bireyci anarşizm ve liberteryenizm” gibi isimler de verilmektedir. Anarko kapitalizmde temel amaç “özgürlük” tür. Genel düşünceye göre ise anarko kapitalizm, klasik liberalizm ve bireyci anarşizm düşüncelerinin sentezlenmesiyle ortaya çıkan bir düşünce sistemidir. Anarko kapitalistler klasik liberallerin aksine “sınırlı devlet” ve “minimal devlet” fikrini benimsemeyip “ultra minimal devlet” ve hatta pratik olarak “devleti reddetme” fikrini savunurlar. Anarko kapitalizm hariç diğer bütün ideolojiler devletin gerekli olduğu kanısındadırlar. Bu düşünce sisteminde devlete ait görev ve hizmetlerin devlet tarafından değil, piyasa ve sivil toplum tarafından sunulmasını savunurlar.

Anarko kapitalistler devlet kurumunun varlığına itiraz etmekte ve devleti bireylerin özgürlüğüne zarar veren bir kurum olarak nitelendirmektedirler. Onlara göre devletin zor kullanma erkine sahip olmasının ciddi ve zarar verici sonuçları olabilmektedir. Devlete zor kullanma yetkisinin verilmesi ve devletin gerek gördüğü taktirde bu yetkiyi kullanması, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini sınırlandıran bir uygulamadır, ortadan kalkması gerekmektedir. Anarko kapitalistler, devletin “zorlama” olgusuna hiçbir surette yasallık kazandırılamayacağına ve bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerinin “gönüllülük” esasına göre çözümlenmesi gerektiği fikrini savunmuşlardır. Özetlemek gerekirse zorlama unsuru olan bütün emir, yasak ve izinlere karşı çıkmışlardır.

Anarko kapitalistler, devletin yerine sigorta şirketlerinin olması fikrini ortaya atmışlardır. Bunun nasıl olacağı konusuna dilerseniz bir örnekle açıklık getirebiliriz. Devlet kurumunun olmadığı bir bölgede insanlar ihtiyaçlarının karşılanması, can ve mal güvenliklerinin korunması veya talepleri doğrultusundaki herhangi bir amaçla özel sigorta şirketlerine üye olacak karşılığında ise belirli miktarda para ödeyeceklerdir. Devletin verdikleriyle yetinmek zorunda kalmayıp özgür rekabet ortamında, istekleri doğrultusunda kendilerine en iyi hizmeti verebilecek olan sigorta şirketini seçme imkanları bulunacaktır. “Bireyci Anarşizm” adı verilen görüş ise anarko kapitalizmin ilkelerinin ve planlarının oluşmasına önemli katkılar sunmuştur. Bireyci anarşizm, her insanın özgür bir ortamda, kendi görüşleri doğrultusunda hayatına dilediği gibi yön vermeyi öngören bir düşünce sistemidir. Bu düşünce sisteminin savunucuları ve temsilcileri olarak: William Godwin (1756-1836), Max Stimer (1806-1856), Josiah Warren (1798-1874), Lysander Spooner (1808-1887) ve Benjamin Tucker (1854-1939) gibi isimler örnek olarak verilebilir.


Yazar: Rıza Erdi MERTOĞLU

 





KAYNAKÇA



  • SMİTH Adam, Milletlerin Zenginliği, çev. Haldun DERİN, İş Bankası Yayınları, İstanbul, 2006.

  • MARX Karl & ENGELS Friedrich, Komünist Parti Manifestosu, Dorlion Yayınları, Eskişehir, 2018.

  • SANDEL Michael, Adalet, çev. Mehmet KOCAOĞLU, Bing Bang Yayınları, Ankara, 2013.

  • LOCKE John, Hükümet Üzerine İki İnceleme: Sivil Yönetimin Gerçek Kökeni, Boyutu Ve Amacı Üzerine Bir Deneme, çev. Fahri BAKIRCI, Babil Yayınları, Ankara, 2004.

  • YAYLA Atilla, Siyaset Bilimi, Adres Yayınları, Ankara, 2019, s. 75-84.

  • BÜYÜKBUĞA Belgin, “Anarko Kapitalizm Üzerine Bir(inci) İnceleme” Liberal Düşünce, Yıl 20, Sayı 78, Bahar 2015, S. 23-43.