İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDİR NE DEĞİLDİR?

Güncelleme tarihi: 7 Mar 2021

İstanbul sözleşmesi kadına karşı şiddetin her türlüsünü kınayarak, kadın ve erkek eşitliğinin gerçekleşmesi yolunda kadına karşı şiddetin temel bir problem olduğunu kavrayarak dezavantajlı kişinin korumasını ve sonraki hayatında da güven içinde yaşamasını sağlayan bir uluslararası sözleşmedir. Dezavantajlı kişilerden kasıt sadece kadınlar değildir. Çocuklar ve yaşlılarda bu bağlamda değerlendirilebilir. Ayrıca İstanbul sözleşmesi erkeklerin mağdur olduğu aile içi şiddetleri de kabul ediyor. Bunun yanında kadınların erkeklerden daha fazla toplumsal cinsiyete dayalı şiddet riskine maruz kaldığını da kabul etmektedir. Ülkemizde de kadına karşı şiddet sıklıkla göründüğünden genellikle kadını korumaya yönelik olduğunu söyleyebiliriz. Bizim ülkemizde de, İstanbul sözleşmesi Anayasa Madde 90’a göre kanun niteliğindedir. Ve şu anda da yürürlüktedir. Uygulamaya yönelik halini aslında madde 6284’tür.


İstanbul sözleşmesinin genel anlamdaki amaçları; kadınları her türlü şiddete karşı korumak, kadın erkek arasındaki ayrımcılığı ortadan kaldırarak, kadın erkek eşitliğini sağlamak, mağdurların korunması ve yardım edilmesi için kapsamlı politikalar belirlemek, kadına yönelik şiddette uluslararası iş birliğini kuvvetlendirmek, kolluk birimlerinin birbirleri ile etkili bir şekilde iş birliği yapması olarak sayabiliriz. Bana göre taraf devletlerin en büyük amacı, kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı ön yargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak tedbirleri almalarıdır.


Ülkemizde şiddet denince akla gelen ilk şiddet türü, fiziksel şiddet türüdür. İstanbul Sözleşmesini önemli yapan şey ise kadını her türlü orantısız şiddete karşı korumasıdır. Daha uzun bir anlatımla, “kadına karşı şiddetten”, kadınlara karşı bir insan hakları ihlali ve ayrımcılık anlaşılacak ve bu terim, ister kamu ister özel yaşamda meydana gelsinler, söz konusu eylemlerde bulunma tehdidi, zorlama veya özgürlüğün rastgele bir biçimde kısıtlanması da dahil olmak üzere, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik zarar ve acı verilmesi sonucunu doğuracak toplumsal cinsiyete dayalı tüm şiddet eylemleri olarak anlaşılacaktır. Sözleşmede her şiddet türünün açıklaması tek tek yapılmıştır.


İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN OLUMLU ÖZELLİKLERİ


1- Korunan mağdurlar sadece 18 yaş üstü kadınlar değil, 18 yaş altı çocukları da kapsamaktadır.


2- Sadece evlilik birliği içinde bulunan kadınları değil, partnerleri ile birlikte yaşamış kadınları da şiddetten korumaktadır. Ülkemizde çok kadının bu durumda olabileceğini ve eğer bu sözleşme gereği gibi uygulanmazsa mağdur olacağını düşündüğümden bu da olumlu bir özelliktir.


3-Taraflara uygulanan genel destek hizmeti kapsamında iyileşmelerini kolaylaştıracak hizmetlere erişimini sağlayacak gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır. Bu tedbirlere gerektiğinde, yasal ve psikolojik danışmanlık hizmetleri, finansal yardım, konut sağlama, eğitim, öğretim ve iş bulma yardımı da dahil olacaktır. Bunlarla birlikte sağlık ve sosyal hizmetlere erişimleri sağlanacaktır. Cinsel şiddet mağdurlarına tıbbi ve adli tıp muayeneleri de yapılacaktır.


4- Mağdura, uzman destek hizmetlerinin sağlanır. Bunun yanında özellikle kadın ve çocuklara, kalacak güvenli yer sağlamak üzere uygun, yeterli sayıda kolayca erişilebilir barınaklar oluşturmakta sözleşme kapsamındadır.



5- Ülke çapında 7 gün 24 saat esasına göre faaliyet gösteren ücretsiz telefon hatlarının oluşturulması için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alınacaktır. Bu sayede mağdurlar yardım talep edebilir.


6- Sözleşme kapsamında taraf devletler mağduru tazminat hakkı ve diğer hakları konusunda bilgilendirip, yol gösterecektir. Mağdurun çocukları varsa ilgili şiddet olayının velayet davasında da kullanılmasını sağlanmalıdır.


7- İstanbul sözleşmesinden sonra 6284’e ısrarlı takip maddesi eklenerek genişletilmiştir. Bu yönde İstanbul sözleşmesinin 6284 maddesine katkısı olmuştur.


8- Bununla birlikte sözleşme de ayrı bir madde zorla kız evlendiren kişilerle ilgilidir. Türkiye’de birçok kız zorla evlendirilmektedir. Bu kapsamda onların da hakkı korunmuştur.


9- Sözleşme kapsamında, ulusal insan hakları kuruluşları ve eşit haklar kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve özellikle de kadın örgütleriyle işbirliği de dahil olmak üzere, düzenli olarak ve her düzeyde farkındalık arttırıcı kampanya ve programları yaygınlaştırılacaktır.


10- Sözleşme aslında sadece mağdura değil faile de ikinci bir şans vermektedir. Aile içi şiddet girişiminde bulunanlar için, kişisel ilişkilerde şiddete başvurmayan davranışlar benimsemeyi öğretmeye yönelik eğitim programları oluşturulmasını veya desteklenmesini mümkün kılacak gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.


11- Mağdur için alınan tedbirler genel anlamda önleyici tedbirler, koruma tedbirleri ve güçlendirici tedbirler olarak ayrılır. Önleyici tedbirlere örnek olarak uzaklaştırma kararı verebiliriz. Bu tedbirler baştan aşağı mağdurun lehinedir. Ayrıca mağdura ücretsiz hukuki yardım da sağlanır.


İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN OLUMSUZ ÖZELLİĞİ


1- Sözleşme kapsamında aile arabuluculuğu yasaklanmıştır. Ülkemizde de bu bağlamda aile arabuluculuğu uygulanmamaktadır.

+Şikâyet üzere başvurulan polisler, Bir çifti barıştırmaya çalıştığında, mutlaka ilgili mercilere şikâyet edilmelidir.

+Polis memurlarının yaptığı bu durumun hiçbir geçerli yasal dayanağı yoktur. Polis memurlarının yaptığı bu durum toplumsal geleneklerimizden kaynaklanmaktadır. Belki aile arabuluculuğu olsaydı aile birliğinin korunması sağlanabilirdi. Ancak benim savunduğum arabuluculuk işleminin de belli bir sınırı olması gerekirdi. Her aileye sadece bir kez arabuluculuk hizmeti verilmesi gibi bir hizmet söz konusu olabilirdi.

Sonuç olarak, İstanbul sözleşmesinin avantajlarının dezavantajlarından fazla olduğu, sözleşme yürürlükteyken bile kadınların ölüm oranının çok yüksek olduğu, sözleşmeye taraf olunmazsa kadınların haklarını savunmasının daha da zorlaşacağı açıktır.




Yazar: Elif Naz AKDENİZ

 











<