top of page

Monako Prensesi Caroline Von Hannover’in özel hayatını koruma savaşı : 3 AİHM Davası

Güncelleme tarihi: 27 Şub

Günlük medyanın içerisinde oldukça önemli bir yer kaplayan ve özellikle 2000’li yıllarda ünlülerin kabusu olan magazin medyası bazen izleyicilerine/okuyucularına “Bu işin bir sınırı yok mu?” diye sordurtabiliyor. Yaz aylarında ünlülerin sahilde çekilen fotoğrafları, yaptıkları alışverişler ve hatta boşanmalarına kadar uzanan özel hayatlarına dair yayınlar kanunen sınırı aşıyorlar mı ?

Bu soruya verilebilecek cevaplardan birini Monako Prensesi Caroline Von Hannover’in AİHM’de görülen üç davasında buluyoruz. Prenses Caroline, Monako Prensi III. Rainier ve ünlü Amerikan film yıldızı Grace Kelly’nin ilk çocuğu olarak dünyaya geldiği andan itibaren magazinin odağına girmişti. Tüm hayatı boyunca magazin medyasıyla uğraşmak zorunda kalan Caroline Von Hannover haliyle bahsi geçen medyayla mahkeme salonlarında da karşı karşıya geldi. Emsal kararların oluşturulduğu üç davanın açıldığı olaylar şöyle :

 

OLAY 1


Prenses Caroline 1993’de Bunte ve Freizeit Revue dergilerinde kendisinin, çocuklarıyla ve arkadaşı olan bir aktörle, plajda, günlük market alışverişinde, tatilde ve pek çok farklı yerde çekilmiş fotoğraflarının yayınlanmaması için ve bu fotoğrafların kişilik haklarına zarar

verdiği gerekçesiyle Almanya’da açtığı davadan Almanya’nın “Basın ve kamunun bilgi alma özgürlüğünün” öncelemesiyle aldığı red kararının sonrasında olayı federal mahkemeye götüren Caroline Von Hannover burada da “Kamuya mal olmuş bir kişi olduğu için bu tip olaylara katlanması gerektiği” ifadesiyle kısmi bir redle karşılaştıktan sonra dava en sonunda AİHM’e gidiyor ve içtihat oluşturacak kararlardan ilki veriliyor


Von Hannover v. Almanya No. 1 : Dengenin Sağlanması

 

Bu ilk davada AİHM’in özellikle vurguladığı ifadelerden biri daha sonraki Von Hannover v. Almanya No. 2’de “Dengelemenin sağlanması için uygulanacak ölçütler” adını alacak daha kapsamlı 5 ölçüte dönüştü. Bu ifade :“İfade özgürlüğü ve özel hayatın korunması arasındaki dengenin sağlanması.” İfadesiydi.

Mahkeme bahse konu fotoğrafların Von Hannover’in haberi olmadan ve rahatsız edici bir şekilde (Sahilde çekilen fotoğraflar sahil işletmesinin izni olmadan ve gözle görülür şekilde uzaktan çekilmişti) çekildiğini belirtmiş ve her ne kadar tanınmış kişiler hakkında kamuoyunun belli başlı bilgilere sahip olabilmesi için ifade ve basın özgürlüğü vurgulansa da Prenses Caroline’in özel alanının böylesine bir ihmali İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin madde 8 ve 10 (Madde 8: Özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkı. Madde 10: Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir.) Arasında gözle görülür bir çatışma yaratmaktadır. Bu çatışmada Almanya’nın kararını basın özgürlüğünden yana olduğunu gören AİHM, Almanya’nın dengeyi sağlayamadığına karar vermiş ve Prenses Caroline’in özel alanını koruma hakkının lehine Von Hannover başvurusunu haklı bulmuştur.


OLAY 2


İkinci olayda ilk olaya benzer bir senaryoyla tekrar karşılaşıyoruz, Prenses Caroline ve ailesinin kendilerinden izinsiz çekilmiş çeşitli fotoğraflarıyla özel hayatlarına dair bilgiler Frau im Spiegel ve Frau Aktuell dergilerinde yayınlanmış ve bu içerikler Von Hannover

tarafının fikrince ilk karardaki içtihat takip edilmeyerek ailenin özel hayatının gizliliğine zarar vermişti. Bahsi geçen fotoğraflar, Prenses Caroline’in kayak tatilinden çekilmişti ve babası Prens Rainerin sağlığı hakkında bir takım haberlerde kullanılmıştı. Bu fotoğrafların haberde kullanılmasıyla Prenses Caroline’in Hasta Prens Rainer’ı yalnız bırakıyormuş gibi bir izlenim verilmişti ve bundan rahatsız olan Caroline Von Hannover için sonu No 2. kararıyla bitecek hukuki süreç tekrar başlamıştı.


İkinci olayda AİHM’e giden hukuki süreç, Hamburg Eyalet Mahkemesinin yayından kaldırma kararıyla başlıyor ancak sonrasında Hamburg İstinaf Mahkemesi bu olayda dengenin medyadan yana kurulması gerektiğini savunarak bu kararı bozuyor. Almanya’da son noktayı, Alman Federal Mahkemesi ve Mahkemenin kararlarına paralel şekilde hareket etmiş olan Alman Anayasa Mahkemesi koyuyor.


Alman Federal Mahkemesine göre : Fotoğrafların bir kısmı kamu yararına bulunan bir tartışmaya katkıda bulunmadığı için yayından kaldırılmaları uygun iken Prenses Caroline ile eşi Prens Ernst’in kayak tatili fotoğraflarıyla Prens Rainer’in sağlığına dair haber kamunun yararınaydı bu yüzden yayından kaldırılmamalıydı.


Mahkemelerin kararlarının, AİHM kararlarına aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle Von Hannoverlar Anayasa Mahkemesine gitseler de Federal Mahkemeye paralel bir karar ortaya çıkınca AİHS’nin 8. maddesinin ihlali sebebiyle Prenses Caroline ikinci başvurusunu gerçekleştiriyor.


Von Hannover v. Almanya No. 2 : Dengelemenin sağlanması için uygulanacak ölçütler

No. 2 kararı ilk durumun tekrarlanması üzerine verilen bir karar olduğu için ilk kararla oluşturulan içtihadın genişletilmesi ve değiştirilmesi yoluna gidilmiştir. Bu değişiklikler arasında  özel hayat ve medya özgürlüğünün dengelenmesi meselesini netleştirilen “Dengelemenin Sağlanması İçin Uygulanacak Ölçütler” de vardı. Kısaca dengeleme ölçütleri diyebileceğimiz bu içtihat, basın yayınları için 5 kriterden oluşan sınırlar çizdi.

1-  Kamu yararının bulunduğu bir tartışmaya katkı : Kamu yararının bulunduğu bir tartışmanın ne olduğunu somut olayın belirleyeceğini belirten AİHM aynı zamanda bu tartışmaların konusunun sadece siyasi ve cezai olaylarla sınırlı kalmayıp sanat ve sporla alakalı olaylarında kamu yararının bulunduğu tartışmaya katkı sunabileceğini kesin şekilde belirtmiştir.

2-  İlgili kişi ne kadar tanınır olduğu ve kişi hakkında yapılan yayının konusu : Bu ölçütte kişinin kamuya mal olup olmadığı tartışılır. Herhangi bir kişinin özel hayatının korunması için talep edebileceği koruma, kamuya mal olmuş bir kişiye göre çok daha geniştir ve ünlü kişilerin bu konuda daha hoşgörülü olmaları beklenir. Kişi hakkında yapılan yayının da kamunun bilgi edinme hakkına doğrudan hitap etmesi gerekir.

3-  İlgili kişinin önceki davranışları : Kişinin bahsi geçen yayından önce ilgili fotoğraf ve haberlerinin yayınlanıp yayınlanmaması ve ya daha öncesinde basınla iş birliği içerisinde çalışmış olması bu ölçütü etkiler.

4-  Yayının içeriği, biçimi ve sonuçları : Yayında kullanılan üslup, yayının ulaştığı kişi sayısı yayının içeriği ve yayının doğurduğu sonuçlar da yayının belli hakları ihlal edip etmediğine ölçüt oluşturabilir.

5-  Fotoğrafın çekildiği koşullar : Fotoğrafı çekilen kişinin fotoğrafın çekilmesine rızasının olup olmadığı rızası yoksa da gizlice mi açıkça mı çekildiğine bakılması.

AİHM bu yeni içtihadıyla beraber getirdiği en önemli ikinci değişiklik ise ilk kararından farklı olarak Caroline Von Hannover ve Ernst August’ın Monako prensliğindeki konumlarından ötürü kamuya mal olmuş kişiler olduklarını ve fotoğrafların gizlice çekildiğine dair kanıt sunamadıkları için de Alman Mahkemelerinin somut olayda gerekli dengeyi kurduklarını belirtmiştir.

Monako Prensi Rainer’in hastalığı gelen geçen bir olay değil bir ülke monarkının yaşamı söz konusu olduğu için genel kamuda gerçekleşen tartışmaya katkı sunan bir olay olduğu dile getirilmiştir.


OLAY 3


Magazin dünyanın her yerinde olduğu gibi Almanya’da da oldukça ısrarcı. Ve bu ısrarları Van Hannover ailesiyle üçüncü defa AİHM’in yolunu buluyor.

Üçüncü olayda söz konusu fotoğraflar ve ifadeler Von Hannover çiftinin Kenya’daki villaları hakkında bir haberde karşımıza çıkıyor. Haberin konusu Von Hannover çiftinin villalarını kiraya vermesinden pozitif bir ışıkta bahsederken aynı haberde çiftin tatilden nasıl çekildiği belli olmayan resimleriyle beraber özel mülklerinin görselleri yayınlanmış ve konumuna dair bilgi verilmişti. Bu haberdeki hassas bilgilerinin ve fotoğraflarının yayınlanmasından rahatsız olan çift meseleyi eyalet mahkemesine götürüyor.

Eyalet mahkemesinden talepleriyle aynı doğrultuda yasaklama kararını alan ailenin karşısına, istinaf mahkemesinin “Basın özgürlüğünden yana denge kurulmalıdır” kararı çıkıyor. İstinaf mahkemesinin kararını federal mahkeme tekrar bozuyor çift fotoğraflara yayın yasağının geldiğini düşünürken ve AİHM’e gitmeden önce son karar Alman Federal Anayasa mahkemesinden çıkıyor. İstinaf mahkemesi paralelinde “Söz konusu fotoğraflar kamu yararına bir katkı teşkil etmese de habere eşlik etmesi uygundur ve haberin kendisi topluma faydalı bir konuda tartışma yaratmaktadır” kararı veriliyor. Bu kararlarla beraber Von Hannover ailesi No. 3 kararı için tekrar AİHM’e başvuruyor.


Von Hannover v. Almanya No. 3 :


No. 3 kararı Von Hannover’ın aleyhine bitiyor. AİHM bu kararında yeni bir içtihat sağlamadan No. 2 kriterlerine göre değerlendirmelerini yapıyor ve Von Hannoverların şikayet ettiği yayında bu ölçütlere aksi bir şey olmadığını görüyor. Haber kamuya mal olmuş kişiler hakkında kamu yararına tartışma yaratacak bir haberdir ve bunun yanında haber ailenin villası hakkındadır özel hayatlarına dair ortaya konulmuş bir sır yoktur. Bu sebeplendirmeler dahilinde No. 2 içtihatları kullanılmış ve No. 3 davası sonuca ulaşmıştır.

Magazin, Basın Özgürlüğü ve Kişilik Hakları

Tüm bu olaylara ve genel gündelik magazin deneyimine uzaktan bile bakınca kişiler için ne kadar rahatsız edici bir deneyim olduğunu tahmin edebiliyoruz. Aileyle geçirilemeyen özel zamanlar, aile büyüklerinin sayfalarca haber olabilen hastalıkları, her ne kadar bahse konu kişiler kamuya mal olmuş olsa bile yapılan içtihatlar ve verilen kararlar bu kişilerin de menfaatlerini gözetecek şekilde olmalı.

Bununla beraber ünlü kişilerin toplumda kendi imajlarına yönelik yarattıkları güven kesinlikle gözle görünür bir gerçek ve bu yüzden bu kişiler hakkında yapılan haberlerde kamu yararı argümanı da oldukça geçerlidir. Türkiye’de Yargıtay: görünür gerçeklik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, güncellik ve öz biçim gibi kriterler getirerek AİHM’in değinmediği noktalara değinmiştir ancak bazı hukukçular “Kamu yararı” tanımının Türk hukukunda hâlâ yetersiz bir tanıma sahip olduğunu düşünüyor.

Gerek basın özgürlüğü gerek kişilik haklarının korunması için bu noktada geliştirilebilecek en önemli nokta kamu yararının tanımı ve kapsamıdır.

Özel kişiler hakkında yapılan haberlerde basın özgürlüğü ve kişilik haklarının korunması arasında ki dengenin sağlandığı takdirde hem haber kalitesinin hem de hakkında haber yapılan kişilerin menfaatlerinin iyi yönde etkileneceğini düşünüyoruz.


KAYNAKÇA :


Türkiye Barolar Birliği dergisi sayı 155 , Basın Yoluyla Kişilik Hakkının İhlalinde Yargı Kararlarında Esas Alınan Ölçüler - Ferhat CANBOLAT / Günhan GÖNÜL KOŞAR

Von Hannover v. Germany (I) – University of Columbia Global Freedom of Expression

163 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


bottom of page