ÖLÜM SONRASI YARGISI

Öteki dünya yaşamı ya da İslam inancı çerçevesinde bilinen adıyla ahiret, kişinin ölümden sonra ruh veya bilinciyle sürdürdüğü hayattır. Çoğu dini kaynak ve mitolojik hikayelere göre, kişi öldükten sonra “öteki dünya” olarak tasvir edilen yere göçecek, burada dünyevi yaşamında yaptıkları ve yapmadıkları için yargılanacaktır.

 

İslam dini, İsrafil’in Sûr isimli boruyu üflemesiyle birlikte kıyametin ve ahiret hayatının başlayacağına işaret etmektedir. Bu durumda boru üflendikten sonra kişiler dirilecek ve hesap vermek, yargılanmak üzere mahşer gününde toplanacaktır. Dünyada benimsedikleri inanç ve işledikleri bütün fiillerin yazıldığı amel defteri kendilerine sunularak okumaları istenecektir. Kişiler dünyevi hayatları boyunca Allah’a inanıp, amel defterlerini iyi şeylerle doldurdularsa cennete, dinen yasaklanan, tasvip edilmeyen davranışlarda bulundular ise cezalarını çekmek üzere cehenneme gideceklerdir.



Buna göre, cennet cehennem olguları, kişiyi istenmeyen davranışlardan caydırmak amacıyla öngörülmüş bir ruhani ceza sistemidir. Dünyevi hayatta da buna benzer olarak, belirli suçları işleyen kişilere hapis cezası verilerek toplumla ilişkilerinin kısıtlanması örnek verilebilir. Zira İslami ahiret inancında da cehenneme giden kişiler cennete giden kişilerden ayrı düşerek cezalarını çekmektedirler.


Kişilerin cehenneme gitmeleri, Kur’an ve diğer dini kaynaklarda belirtilen yasak, haram ve günahları işlemelerine bağlıdır. Bunlara örnek olarak, zina yapmak, yalan söylemek, büyücülük yapmak verilebilir. Aynı zamanda İslam hukukunda da yapılması suç olarak öngörülen bu davranışları işleyen kişi, ahiret hayatında da aynı suçlardan cezaya tabi tutulacaktır.



İslam dinine benzer olarak Antik Mısır’da da ölüm sonrası ruhun yargılanacağına inanılmıştır. Bu inanca göre, ölen kişinin yargılanmak üzere ölüm sonrası yaşamına ulaşabilmesi için yapılması gereken en önemli şey, geride kalanların ölümle ilgili ritüelleri yerine getirmesidir. Ritüeller usulüne uygun yerine getirildikten sonra ruh yargılanmak üzere Duat adı verilen yer altı dünyasına gidecek ve kendini aklamak üzere tanrı Osiris’in huzuruna çıkacaktır.


Mezar metinlerinde, kişiye dünyevi hayatında yasaklanan davranışları işleyip işlemediğine dair kendini açıklama, savunma şansı verildiği görülmektedir. Buna göre ruh, tanrı Osiris’in karşısında kendini şu şekilde savunmaktadır:

  • Hiç kimseye kötülük etmedim.

  • Yakınlarımı bahtsızlığa sürüklemedim.

  • Gerçek evinde alçaklık etmedim.

  • Kimseyi gücünün dışında çalıştırmadım.

  • Benim yüzümden kimse korku duymadı,

  • Yoksulluk ve acı çekmedi, bahtsız olmadı.

  • Tanrıların kötü gördükleri şeyleri hiçbir zaman yapmadım.

  • Kölelere kötü muamele etmedim ve ettirmedim.

  • Kimseyi aç bırakmadım.

  • Kimseye gözyaşı döktürmedim.

  • Kimseyi öldürmedim ve kimsenin öldürülmesini emretmedim.

  • Kimseye yalan söylemedim.

  • Hiçbir utandırıcı davranışta bulunmadım.

  • Zina etmedim.

  • Yiyecekleri pahalı ve eksik satmadım.

  • Terazinin dirhemi üzerine hiçbir zaman elimi bastırmadım.

  • Teraziyle tartarken hiçbir zaman hile yapmadım.

  • Süt çocuklarının ağızlarından sütü uzaklaştırmadım.

  • Hayvanları çalmadım.

  • Tanrının kuşlarını avlamadım.

  • Ölmüş balığı tutmadım.

  • Hiç bir arkın suyunu başka yöne çevirmedim.

  • Ben temizim, temizim, temizim…



Bir mahkeme olarak nitelendirilebilecek savunma merasiminde, Osiris’in yanında eşi İsis, kız kardeşi Nephtis, yargıçlar ve tanrı Anubis de bulunur. Savunma merasiminden sonra Anubis, yapılan savunmanın doğruluğunu öğrenmek amacıyla ruhun kalbini bir terazinin kefesine koyar, diğer kefeye de adalet tanrıçası Maat’ı simgeleyen tüyü koyar. Kişinin kalbi tüyden hafifse kişi adalet karşısında kusursuzdur. Bu durumda ölü, Osiris ile birleşerek yeniden doğar, reenkarne olur. Ancak ruhun kalbi, tüyden ağır basarsa kalbini Ammit isimli canavar yer ve ölüler mezarında aç, susuz, güneşsiz kalmaya mahkum olur.


Bu savunma merasimi, dünyevi hukuktaki Savunma Hakkı’na işaret etmektedir. Bu hakka göre kişi yargı mercileri önünde kendini bizzat savunabilir veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanabilir. Yaptığı savunmanın doğruluğu anlaşılan kişi beraat eder, tam tersi olduğunda da yaptırımla karşılaşır. Mısır mitolojisinde de adalet karşısında kusursuz olan kişinin ruhu beraat ederek tekrar dünyaya gelme şansına sahip olmakta, kusurlu kişi ise cezaya tabi tutularak ölüler dünyasında kalmaktadır.

 

Sonuç olarak, dini ve mitolojik inançlara göre kişi, dünyevi hayatında yaptığı davranışlar sonucunda hukuk mercileri tarafından yargılanmasına rağmen ölümden sonraki yaşamında da bazen hukukun suç olarak öngördüğü davranışlar için tekrar yargılanacaktır. Bazen de dünyevi hukuk sistemlerinin suç olarak öngörmediği ancak söz konusu değerlere göre tasvip edilmeyen davranışlarda bulunmaktan yargılanacaktır. Böylece bu kuralların bilincinde olarak yaşayanlar, dünyevi hayatlarında yanlış davranmayacak, akıllarına gelen kötü düşüncelerden cayacaklardır.