TÜRKİYE'DE ÇIPLAK ARAMA

Türkiye’de çıplak arama 2006 yılında, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük ’ün 46. maddesi ile mevzuata dahil edilmiştir.

28 Nisan 2020 tarihli Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 34. maddesi ile de cezaevi idaresine çıplak arama yetkisi tanıyan madde korunmuştur.


 


Yönetmelikte yer alan 34. maddedeki hükümler;

(…)

(2) Hükümlünün üzerinde, kuruma sokulması veya bulundurulması yasak madde veya eşya bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin varlığı ve kurum en üst amirinin gerekli görmesi hâlinde, çıplak olarak veya beden çukurlarında aşağıda belirtilen usullere göre arama yapılabilir:

  • Çıplak arama, hükümlünün utanma duygusunu ihlâl etmeyecek şekilde ve kimsenin görmemesini sağlayacak tedbirler alınarak gerçekleştirilir.

  • Arama sırasında önce bedenin üst kısmındaki giysiler çıkarttırılır, bedenin alt kısmındaki giysiler üst kısmındaki giysiler giyildikten sonra çıkarttırılır. Bu giysiler de mutlaka aranır

  • Çıplak arama sırasında bedene dokunulmaması için gerekli özen gösterilir. Aranan kişinin beden çukurlarında bir şeyin bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin bulunması hâlinde öncelikle, hükümlüden madde veya eşyanın kendisi tarafından çıkartılması istenir, aksi hâlde bunun zor kullanılarak gerçekleştirileceği bildirilir. Beden çukurlarındaki arama, cezaevi tabibi tarafından yerine getirilir.



Çıplak arama yapılırken, esasen dikkate alınması gereken ilkeler bu şekildedir. Ancak tutukluların, hükümlülerin vermiş oldukları ifadeler ile uygulamadaki esaslar birbirine ters düşmekte olup verilen ifadelere göre çıplak arama sonucu bazı kişilerin psikolojik bağlamda sağlıklarını yitirdikleri, bazılarının ise bu durumu atlatamayıp yaşamlarına son verdikleri saptanmıştır.


Kişilerin vermiş oldukları ifadeler:


Gazeteci Meltem Oktay :


“Zemin katta, götürüldüğüm yerde, erkek polis kapıda beklerken kadın polis beni içeri aldı. Arama için eldivenlerini taktı. Önce üstten normal bir arama yaptı ancak daha sonra erkek polisin ince arama yapması gerektiğini söylemesi üzerine üzerimde ne var ne yok çıkarmamı istedi. Ben bunu kabul etmedim. Gazeteci olduğumu ve bu hukuksuzluğa izin vermeyeceğimi söyledim. Çok sert olan kadın polis eğer çıkarmazsam zor kullanacağını söyledi. Üzerime doğru gelip bedenime kendisi dokundu. Orda kısa bir tartışma yaşadım. Daha sonra şiddet yoluyla beni çıplak aramaya ve otur kalk durumuna maruz bıraktılar. Hala bu durum aklıma geldikçe kendimi çok kötü hissederim. Bunu bir kadın da yapsa erkek de yapsa bu bir tacizdir, insanlık suçudur ve işkencedir.”


Çıplak aramaya maruz kaldığı için intihar eder bir genç olan; ODTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu Onur Yaser Can’ın avukatı Ümit Erdem’in konu ile ilgili yaptığı açıklama:


"Onur Yaser Can, ODTÜ mezunu 28 yaşında bir mimardır. 2010 senesinde Taksim'de 11 gram uyuşturucundan gözaltına alınmış ve İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü'ne götürülmüş ve burada çıplak arama ve işkenceye maruz kalmıştır. Ancak 2 gün sonra polisler tarafından tekrar emniyete çağrılmış ve düzenlenmiş bütün tutanaklar iptal edilerek, yerine kendi aleyhinde ifadeler içeren yeni iadeler ve tutanaklar imzalanmıştır. Sonrasında 20 gün sonra yeniden kapısına polis gelmiş ve polislerin gelmesi üzerine intihar mektubu düzenleyen Can, atlayarak intihar etmiştir"



Verilen bu ifadeler, uygulamadaki esaslara bağlı kalınmadığına dair kişilerin iddialarıdır ve bu ifadeler çıplak aramaya maruz kaldığını iddia eden kişilerin vermiş oldukları ifadelerin yalnızca birkaçıdır. Bu durumların ispatının olmaması, denetim yetersizliğinden, kamera kayıtlarının saptanamamasından ve çıplak aramanın gerçekleştiği ortamdaki ses ve görüntülere ulaşılamamasından kaynaklanmaktadır. Bu tür çelişkileri, keyfilikleri önlemek adına kamu görevlilerinin, çıplak aramaya ilişkin yönetmeliklerin, arama yapılan ortamın daha sıkı bir şekilde denetlenmesi ve düzenlemeye tabi tutulması gerekmektedir.



İnsan Hakları Mahkemesinin Çıplak Aramaya İlişkin Görüşleri



Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), çıplak arama ile ilgili kararlarını AİHS’nin 3. maddesinde düzenlenen işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele yasağı ve 8. maddesinde düzenlenen özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı altında vermektedir.


AİHM’nin yerleşik içtihadına göre işkence ve insanlık dışı veya onur kırıcı muamele yasağı; demokratik toplumların en temel değerlerinden biridir. Terörle mücadele ve örgütlü suçlar da dahil olmak üzere, en zor koşullarda bile işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele yasağı ihlal edilemez. AİHM’ye göre; cezaevinde tutuklu ve hükümlülerin çıplak aramaya maruz kalmaları 3. maddeye aykırılık teşkil edebilmektedir. AİHM, konu ile ilgili kararlarında, cezaevi güvenliğini sağlamak ve cezaevinde kargaşa çıkmasını önlemek için bazı durumlarda çıplak aramanın gerekli olabileceğini ancak bu durumlarda dahi aramanın uygun şekilde yapılması zorunluluğunu vurgulamaktadır.


Ayrıca AİHM; taraf devletlere, kötü muamele iddialarına etkin soruşturma yürütme, sorumluları tespit etme ve cezalandırma yükümlülüğü yüklemiştir. Kamu makamları tarafından derhal soruşturma açılması, bu soruşturmanın bağımsız, hızlı, şüpheye yer bırakmayacak ve etkili bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Ancak kamu görevlilerinin denetiminin yetersizliğinden ve çıplak arama esnasında anlatılan iddiaları destekleyecek herhangi bir somut delinin bulunamamasından dolayı Türkiye’de çıplak arama iddiaları dikkate alınmamakta ya da yürütülen soruşturmanın sonucunda takipsizlik kararı verilmektedir.




Yazar: İdil Pelin ERKAL

 


KAYNAKÇA

  • HUKUKİ HABER, 2021. ‘‘Çıplak Arama’’